top of page

CUMARTESİ YAZILARI

20 Aralık 2025


"Hub, farklı bileşenlerin bir araya geldiği ve etkileşimde bulunduğu merkezi bir noktadır. TKD-Hub İstanbul bir marka olacak."


Yücel Yılmaz                                                                                                                                                                       İstanbul Üniversitesi
Yücel Yılmaz İstanbul Üniversitesi

Merhaba Değerli Meslektaşlarım, Değerli Gençler,


Hoş geldin. TKDHub-İstanbul. Hub, bilişimde cihazları birbirine bağlayan ve onların ortak  noktası olan bir cihazdır. Minik işe yaramaz gibi görünen bir tane vardı, ama dünyaları birbirine  bağlar. Net’ten bir sordum bana şu tanımı verdi: Hub, farklı bileşenlerin veya noktaların bir araya  geldiği ve etkileşimde bulunduğu merkezi bir noktadır. Genel olarak, bir hub, veri, bilgi, enerji veya diğer kaynakların toplandığı, paylaşıldığı veya dağıtıldığı bir yerdir.  


Öyle görünüyor ki: TKDHub-İstanbul bir marka olacak. Etkinlikler, buluşmalar, tanışma  davetleri, network’lar oluşturacak. Neden mi? Dersiniz. Hub ile Network aynı kaderin iki parçasıdır. Bir de Net’ten Network’u sordum buyurun: Network terimi, birbirine bağlı birimler arasında bilgi,  kaynak veya hizmet alışverişi sağlayan bir yapı oluyor. Temel olarak bir network, belirli bir hedef  doğrultusunda bir araya gelen ve etkileşim içinde olan bileşenlerden oluşuyor. Bu bileşenler insan,  bilgisayar, cihaz, organizasyon ya da sistemler olabiliyor. 


Şimdi bu iki teknoloji unsurunun bize etkisi ne olacak? Öncelikle TKDHub-İstanbul’un  herkese hayırlı ve uğurlu olmasını istiyorum. Diliyorum. Böyle bir girişim New York, Londra gibi  yerlerde olsaydı, var da zaten kendilerince. Ancak oralar İstanbul değil. Ne mutlu bize ki  İstanbul’da böyle güzel bir girişim başladı. Evet, girişim. Mesleki olarak fikir, tecrübe, akademik ve benzeri çok açılımlar getirebilir, ama bir girişim, bir marka olması tescil alması da neden olmasın? Dünyanın başkenti olan İstanbul’da olması bunun için yeterlidir. Bizim sahip çıkmamız,  buluşmamız, bağlantıda olmamız, tanış olmamız gerekli... 


Evet, bizi bir araya getirecek. Önce eğlenmek için, eğlenerek öğrenmek için neden olmasın?  Sonra ve devamında çalışmak için hep beraber gelişmek için. Bir kültür ve sosyal etkinlik oluşumu  olmalı. Tecrübe merkezi olmalı. Biz eskilerin, yenilere tecrübelerini aktarma, yenilerden de eskiler  için geleceğe birlikte nasıl yol alınır? Kuşaklar arası iyi etkileşim ve tecrübe paylaşımı aktarılabilir.  Gençlerin dünyası nasıl? Bunu görmemiz gerekiyor.  


Öncelikle yıllardır yazmam için teşvik eden değerli hocam Bülent Yılmaz’a ve değerli  meslektaşım Bahar Biçen Aras, değerli dostum Cihan Kalın’a tekrar buradan teşekkür etmek  isterim.  


İş hayatımda günlük gibi bir kayıt tutmadım. Günlük tutma alışkanlığı olsaydı çok anı  birikmiş olacaktı yazılı olarak. İşimin büyük bir kısmı kayıt yapmaktan ibaretti. Olsaydı elimde  anonimleştirip yazacağım çok tecrübe olurdu. Söz tecrübeye geldiğine göre arı kovanına çomak  sokmaya başlayalım. İş hayatı arı kovanına benzer, bal da var acı da.  


Denemeler yazacağım bazen, arada konu oldukça mesleki ya da teknik konular da olabilir.  Bildiğimi sandığım şeyleri yazmayı düşünüyorum. Hiç bilmediklerimi asla. Düşünmeye  çalışıyorum ve bunları sizlerle düşünmek istiyorum. İş hayatı ve insan hayatının kesişim kümeleri,  fark kümeleri olacak konuları yazmak. İlk tecrübeler, ama şunu unutmayın tecrübe çok tehlikeli bir  şey, hiç bitmiyor. Her an bir tecrübe insan hayatında. O tehlike bizi olabilecek diğer tehlikelere karşı aşılıyor, bağışıklık kazandırıyor.  


İş hayatı ve arı kovanı...  


Taa anne karnındayken başlar serüven aslında. Şekillenmeye başlar insan ve karakteri. İnsan  hayatında başına her türlü şeyler gelebiliyor. Her insan bir evren aslında. Bu hayat yolunda olan  olmuşsa ne yapalım? Yanlış şekil mi aldık, istemediklerimiz başımıza geldiyse. İş hayatında  başarısız ya da istenmeyen mi olacağız? Kariyer ve ev arasında denge kurmaya çalışırken dengeyi  mi bozacağız? Kafamız karışık, eski dünyamız da yok. İlişkiler olabildiğince resmi ve olabildiğince  zor. Ne yapacağız bu arı kovanını kurcalarken? Uzmanı değilim. Yazılarımı neden okuyacaksınız o  zaman? Bu herif Profesör falan da değil. Akademik bir şeysi de yok. Diyebilirsiniz. Düşünmek için.  Yazarken düşünürüm hep. Doğru – yanlış, haklı – haksız, kendi düşüncelerine de arı kovanı  muamelesi yaparım. Düşünmek çok iyidir. Kendi düşüncelerinize çomak sokmak daha kolaydır.  Yazarsak anı ve düşünce biriktirmiş oluruz ve bu kolay kolay kaybolmaz. Yazınca insanların yeni  şeyler düşünmesine fırsat vermiş olursunuz.  


İşe girmek diye bir şey vardı eskiden. Bu ne kadar değişti bilmiyorum, gençlere sormak  lazım. Anne karnından sonra, aile, varsa sokak oyunları, okul, çocuk işçiyseniz, iş, iş hayatı... öyle gidiyor. Durun bir dakika! tüm bunların arasında yine neler yaşadınız? Bir gününüzü nasıl  geçirdiniz? Her gününüzü nasıl geçirdiniz? Tutkulu olduğunuz bir şeyler var mıydı? Her şeye  rağmen mutlu olmayı bir nebze de olsa başardınız mı? Kendinizle ne kadar barışık oldunuz? Bunlar  sizin önce kendinize sonra dünyaya bakışınıza ışık tutacak yaklaşımlar.  


Evet işe girdik. Bizi bu güne getiren hayattan neler aldık? Neler verdik bu hayata? Kimlerle  çalışacağız? Olgun, görgülü, güler yüzlü ama disiplinli, insanı satmayan, arkadan laf etmeyen  insanlarla, varsa kusurumuz onaran, yok ezip geçen insanlarla mı? Bizim gibi herkes her ne  yaşadıysa bugüne geldi sonuçta? Bugüne neler getirdik? Bunlar önemli. Etkili, doğru iletişim çok  önemli. Arı kovanını çomaklamak için de doğru iletişim. İyi de ne bu doğru iletişim. Açık olmak,  net olmak, bunları doğru anlamak ve doğru paylaşmak. Etrafından dolanmak değil. Siz belki o anlık kaybedersiniz, ama asıl onlar sizi kaybeder. Doğru iletişim halinde olmak kulağımıza küpe  olmalıdır.  


İletişim tamam, peki yönetim? Sevk ve idare eski bir deyimle. Burası çok civcivli bölüm işte. Bunu ben de bilmiyorum doğrusu. Bu durumda ne yapabiliriz acaba? Önce sakin “calm”, farklı  düşün “think different”, inanılmayacak kadar çok seçenek vardır. Biz göremeyiz bu seçenekleri,  görebilenler yönetim işini kıvıranlardır. Yalnız yönetim işinin de sihirli anahtarı “yönetici  iletişimdir”.  


İletişim evet o da anne karnından başlar. Hayat bir bütünüdür, anlayacağımız. Her şey  birbirine o kadar bağlıdır evrende ayrı bir şey yoktur.  


İlk anahtar iletişim, ancak ye kürküm ye olgusu da var. Kendi imajımızı, kendi “markamızı”  kendimiz belirleriz. Görünüm, iletişim, karakter, konuşma hemen hepsi. Peki bu kadar her şeyin  ölçülüp biçildiği dünyada, kurallarının konulduğu dünyada, mükemmeliyetçi dünyada nasıl bir  yerimiz olacak. Her şeyin de bozulduğu ve mihenk taşı ile ölçüldüğü bir dünyada... 


İnsani yetenekler, beceriler, insani değerler bunlar iletişim kanalı altında her zaman var  olabilmeli. Önce insan olabilmenin daha önemli olduğu bir dünya gerekiyor. İnsani karakterlere bir  o kadar da saldırı var. İnsan onları nasıl kaybettiğini bile anlayamıyor. Gençler bu konuda ne  düşünüyor acaba?  


Bir kütüphaneci olarak tüm bunların içerisinde neredeyiz? Her günü insani olarak nasıl  geçiriyoruz? Bunların yanıtlarını iyi olarak veriyorsak sıkıntı yok gibi. Yok kötüyse iyileştirmek  lazım. İşte ne kadar, hayatta ne kadar bu becerileri yürütebiliyoruz? Mükemmel mi olmak lazım?  Hiç sanmıyorum doğrusu. Öyle bir şey yok. Algılamak önemli burada. Olduğu gibi algılamak,  objektif algılamak, yoksa işin içine uydurmalar girmeye başlar. Arıların iğnesi acıdır. Olanı  uydurmadan. Objektif olarak algıladığınız zaman iletişim becerileri ve insani değerleriniz ile  sorunları rahatlıkla çözersiniz. Her sorun da çözülmüyor, zamana bırakılıyor. Bunun iyi veya kötü  tarafları da var. Mükemmel olamayacağına göre büyük bir oranda işi kurtarıyor, iyi yönetiyorsanız  zaten dengeyi bulmuşsunuz demektir. Yıkıntı yoksa, sıkıntı da olmaz. İş ve iletişim açısından bu  gereklidir. Dengeyi bulmak ve dengeli gitmek hayatın lokomotiflerinden biridir.  


Değerli meslektaşlarım ve gençler gelin Hub-İstanbul'u İstanbul’a yakışır şekilde,  profesyonel, insani ve sosyal açıdan şekillendirip geliştirelim.

bottom of page