top of page

KÜTÜPHANELERDE NESNE ÖDÜNÇ VERME UYGULAMALARI

Gül Ezgi Karaman
Gül Ezgi Karaman

Kütüphaneler en basit tanımıyla farklı türde kitaplara ev sahipliği yapan raflarla donatılmış mekânlardır. Ancak son yıllarda bazı kütüphaneler bu tanımın görünür sınırlarını genişletmeye başladı. Dünyanın farklı şehirlerinde üyelik kartına sahip her okur kütüphanelerden yalnızca kitap değil; müzik aletleri, oyunlar, teknoloji ekipmanları ya da çeşitli hobi araçları da ödünç alabiliyor. Bu yaklaşım kütüphaneleri bilgiye erişilen bir yer olmaktan çıkarıp deneyim, paylaşım ve öğrenme alanlarına dönüştürüyor.


Bu uygulama özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da giderek yaygınlaşıyor. Örneğin Fransa’da bazı belediye kütüphaneleri kullanıcılarına müzik aletleri ödünç verme hizmeti sunuyor. Paris’teki bazı kütüphanelerde belirli kurallar çerçevesinde gitar, ukulele ya da küçük vurmalı çalgılar ortalama iki haftalık sürelerle ödünç verilebiliyor. Bu hizmeti kullanan bir üye olarak bu uygulamadan oldukça memnunum. Aynı koleksiyonlarda CD’ler, DVD’ler ve video hatta masa oyunları da yer alıyor. Bu tür uygulamaların özellikle genç kullanıcılar tarafından ilgi gördüğü söylenebilir. Ayrıca bir enstrümanı satın almadan önce denemek isteyenler için de pratik ve tasarruf sağlayıcı bir fırsat oluşturuyor.


Benzer bir yaklaşımla Toronto’daki bazı kütüphanelerde kullanıcılar fotoğraf makineleri, taşınabilir projektörler veya enerji tüketimini ölçen cihazlar gibi ekipmanları ödünç alabiliyor. Bu tür araçlar özellikle öğrencilerin kısa süreli projelerinde ya da bireysel çalışmalarında kullanılabiliyor.


Amerika Birleşik Devletleri’nde ise matkap, bahçe ekipmanları ya da küçük tamir araçları koleksiyonlara dahil edilmiş durumda. Kullanıcılar böylece zaman zaman ihtiyaç duydukları bir ekipmanı satın almak yerine kütüphaneden temin edebiliyor. Bunun yanında bazı kütüphanelerde teleskop ödünç verme programları da uygulanıyor. Kullanıcılar teleskop ödünç alarak gökyüzü gözlemi yapabiliyor ve astronomiyle ilgili etkinliklere katılabiliyor.


Dijital erişimi destekleyen örnekler de göze çarpıyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’daki bazı kütüphaneler taşınabilir Wi-Fi cihazları ödünç vererek internet erişimi sınırlı olan kullanıcıların çevrimiçi kaynaklara ulaşmasını kolaylaştırıyor. Ödünç almak istemeyenler için kütüphanede konumlandırılan internet erişimli bilgisayarlar da kullanıcılara hizmet ediyor. Bu uygulamalar kütüphanelerin dijital eşitsizlikle mücadelede oynadığı rolü de görünür kılıyor.


Birleşik Krallık’ta ise bu yaklaşım mutfak ve etkinlik ekipmanlarına kadar uzanmış. Bazı yerel kütüphanelerde büyük kek kalıpları, parti ekipmanları veya özel mutfak araçları da ödünç verilebiliyor. Bu tür uygulamalar özellikle topluluk etkinlikleri ve ortak kullanım kültürü açısından oldukça dikkat çekici.


Bu örnekler, mevcut kitap koleksiyonuna sahip kütüphanelerde uygulanan kitap dışı ödünç verme hizmetlerini göstermektedir. Bu; mevcut koleksiyonun genişletilmesi anlamına gelir. Nesneler kütüphanenin koleksiyonuna dahil edilir ve kullanıcılar bunları tıpkı kitaplar gibi üyelik sistemiyle ödünç alabilir.


Buna karşılık bazı ülkelerde ortaya çıkan bu uygulamadan biraz daha farklı “nesne kütüphaneleri” adı ile hizmet veren yerler vardır. Bu merkezlerde kitaplar bulunmaz; temel amaç günlük yaşamda kullanılan araçların paylaşım ekonomisi çerçevesinde dolaşıma girmesidir. Matkaplar, dikiş makineleri, kamp ekipmanları veya mutfak araçları bu tür merkezlerin temel koleksiyonunu oluşturur. Dolayısıyla nesne kütüphaneleri daha çok sürdürülebilir tüketim ve ortak kullanım fikrine dayanırken, kütüphanelerdeki uygulamalar genellikle öğrenme ve erişim odaklıdır. Bazı kütüphanelerde oldukça farklı koleksiyonlara da rastlanabiliyor. Kullanıcıların iş görüşmelerine hazırlanabilmeleri için oluşturulan “kravat koleksiyonları” bulunuyor. Yine birçok ülkede yaygınlaşan “tohum kütüphaneleri” dikkat çekici örneklerden biri. Bir başka örnek de “oyuncak koleksiyonları”. Başta da belirttiğim gibi adı her ne kadar kütüphane olarak geçse de bu başka bir uygulama. 


Kitap dışı ödünç verme uygulamalarının dikkat çekici yönlerinden biri de öğrenme deneyimini çeşitlendirmesidir. Bir öğrenci proje hazırlarken kütüphaneden kamera ödünç alabilir, bir müzik aletini deneyebilir ya da bir bilim kitini kullanarak küçük bir deney yapabilir. Bu tür materyaller öğrenmenin yalnızca metinle sınırlı olmadığını gösterir. Özellikle çocuklar için hazırlanan bilim setleri, robotik kitleri veya masa oyunları öğrenmeyi daha keşif temelli bir sürece dönüştürebilir.


Elbette bu uygulamalar bazı pratik soruları da beraberinde getirir. Nesnelerin bakım ve onarım ihtiyacı, depolama alanı, ödünç verme sürecinin takibi ya da kayıp ve hasar durumları dikkatli bir planlama gerektirir.


Türkiye’de kütüphanelerin ödünç verme hizmeti hâlâ büyük ölçüde kitap ve basılı materyallerle sınırlı. Ancak küçük ölçekli denemelerle farklı koleksiyonların oluşturulması mümkün görünüyor. Müzik aletleri, masa oyunları, eğitim kitleri veya küçük fotoğraf ekipmanları bu tür bir başlangıç için uygun olabilir. Böyle bir koleksiyon özellikle öğrenciler ve genç kullanıcılar için kütüphaneyi daha keşfedilebilir bir mekâna dönüştürebilir. 


Türkiye’de özellikle son yıllarda sosyal mekân anlayışıyla tasarlanan kütüphaneler giderek yaygınlaşıyor. Kullanıcılar için simit, çay vb. ikramlar sunan kütüphaneler sayesinde kamu alanları daha fazla vakit geçirilen ve sosyal etkileşimin arttığı mekânlara dönüşüyor.

Kütüphaneler tarih boyunca bilginin saklandığı ve paylaşıldığı mekânlar olarak var oldu. Belki de bu yeni uygulamalar aracılığıyla geleceğin kütüphaneleri deneyimlerin ve keşiflerin de ödünç verildiği yerler olacaklar.

bottom of page