top of page

KÜTÜPHANECİLİK MESLEĞİNDE KÜLTÜREL BELLEK, TOPLUMSAL KATKI VE YÖNETİM DENEYİMİ

-Kırk Dört Yıllık Meslek Yaşamımdan Notlar-



"Gezici kütüphane memurluğundan uluslararası kütüphane birliklerinin kurucu başkanlığına uzanan 44 yıllık bir adanmışlık hikâyesi; kültürel bellek, toplumsal katkı ve yönetim tecrübesine dair kalıcı izler..."



Ender Bilar | Emekli Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı
Ender Bilar | Emekli Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı

GİRİŞ


Kütüphanecilik mesleğinde geçen kırk dört yıllık çalışma yaşamım boyunca edindiğim deneyimler, yalnızca bireysel bir kariyer yolculuğunun değil, aynı zamanda bir dönemin kültürel, eğitsel ve toplumsal dönüşümüne tanıklığın da bir yansımasıdır. 


Bu çalışma ile amacım; meslek hayatı süresince gerçekleştirdiğimiz uygulamaları projeleri ve çalışmaları kayıt altına almak, genç meslektaşlarıma deneyim aktarımında bulunmak ve kütüphanecilik mesleğinin toplumsal gelişimde üstlendiği işlevi ortaya koymaktır.


Bu bağlamda amacım kendi mesleki serüvenimi anlatmak değil, aynı zamanda bir kuşağın çalışma azmini, üretme tutkusunu ve mesleki sorumluluk anlayışını da gelecek kuşaklara aktarmaktır. Her dönemin kendine özgü güçlükleri ve koşulları olmuşsa da bizleri daima ileriye taşıyan ortak değer, mesleğimize duyduğumuz bağlılık ve adanmışlık olmuştur.


Bilginin paylaşıldıkça çoğaldığına ve toplumları geliştiren en önemli güçlerden biri olduğuna inandım. Bu nedenle, yıllar boyunca edindiğim bilgi ve deneyimleri aktarmanın, geleceğin şekillenmesine küçük de olsa katkı sağlayacağı düşüncesindeyim. 


Dolayısıyla kaleme aldığım her satır; mesleğime duyduğum sevginin, yaşadığım şehre olan bağlılığımın ve gelecek kuşaklara bırakmak istediğim birikimin bir yansımasıdır. Aynı zamanda bu satırlar, bilgiye adanmış yılların sessiz tanıklığını kayıt altına alma ve meslek yaşamımın izlerini paylaşma çabasının da ürünüdür.


MESLEĞE İLK ADIM: GEZİCİ KÜTÜPHANE VE TOPLUMSAL İŞLEVİ


Meslek yaşamım, askerlik görevimin ardından Edirne İl Kültür Müdürlüğü tarafından açılan sınavı kazanmamla başlamıştır. Edirne Ticaret Lisesi mezunu olarak göreve başladığım bu dönemde, üniversite okuma heyecanımı teşvik eden müdürem rahmetli Özlem Ağırgan olmuştur. Kendisi, sınavlara girebilmem için gerekli başvuru kılavuzunu son gün Edirne Sanat Okulu Müdürü Zamir Bey’i arayarak bulmuş, böylece müracaatımı zamanında yapmamı sağlamıştır. Son gün bulunan o form ile yaptığım başvuru sonucunda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesini kazanarak 1986 yılında üniversite öğrencisi olmuştum.


Lise mezunu olarak 21 Eylül 1982 tarihinde Edirne İl Halk Kütüphanesi Gezici Kütüphane Servisi’nde memur olarak göreve başlamıştım. Görev kapsamında Edirne merkez köyleri ile Kapıkule, Karaağaç, Yıldırım ve Yeniimaret bölgelerinde ödünç kitap hizmeti sunulmaktaydı. Almanya’dan bağışlanan bir minibüsün gezici kütüphaneye dönüştürülmesiyle gerçekleştirilen bu hizmet, kırsal bölgelerde bilgiye erişimin sağlanması açısından önemli bir işlev üstlenmiştir.


Gezici kütüphane çalışmaları yalnızca kitap dolaşımıyla sınırlı kalmamış; uygulamaya koyduğumuz projelerle çocukların okuma alışkanlıklarının geliştirilmesi, gerektiğinde eğitimcilerle birlikte ortak programların hazırlanması ve köy halkına yönelik bilinçlendirme faaliyetlerini de kapsamıştır.


Yürüttüğümüz bu çalışmalarla birlikte üniversite öğrenimime devam ederken, üçüncü sınıfa geçtiğimde ön lisans belgesi almaya hak kazanmıştım. Bu gelişmenin ardından, müdürlüğün teklifiyle 4. derece müdür yardımcısı kadrosuna atanmıştım. Daha sonraki süreçte fakülteyi 1989 yılında bitirdiğimde de lisans diplomasını da Genel Müdürlüğe gönderilerek dosyama girmesi sağlamış ve 1. derece müdür yardımcısı olarak görevimi sürdürmüştüm. Mehmet Ağırgan’ın emekliye ayrılmasıyla da müdür vekili olarak görevimi halk kütüphanesinde tamamlamıştım.  


Görevimin ilk yıllarında, köy okullarının bahçelerine konuşlandırdığımız gezici kütüphane aracında öğrencilerin ödünç kitap alma ve iade işlemleri gerçekleştirilirken, çocukların aldıkları kitapları gerçekten okuyup okumadıklarını da anlamaya çalışıyordum. Bu amaçla öğrencilerle birebir sohbetler gerçekleştiriyor; kimi öğrenciye okuduğu kitabın adını, kimisine yazarını, kimisine ise kitaptaki kahramanları sorarak kitabı ne ölçüde okuyup anladıklarını değerlendirmeye çalışıyordum.


Bu gözlemler sırasında bazı köylerde bazı öğrencilerin ödünç aldıkları kitapları okumadıkları dikkatimi çekmişti. Bunun üzerine okul müdürleri ve öğretmenlerle görüşmeler yaparak, rehberlik derslerinde öğrencilerin okudukları kitaplara yönelik değerlendirme çalışmalarının neden yapılmadığını gündeme taşıdım. Yapılan görüşmeler sonucunda, gezici kütüphane aracılığıyla ödünç verilen kitapların içerik değerlendirmeleri rehberlik derslerinde ele alınmaya başlanmıştı.


Bu uygulama, çocukların yalnızca kitapla buluşmasını değil; aynı zamanda okuduklarını anlama, yorumlama ve ifade etme becerilerinin geliştirilmesini de sağlamıştır. Ayrıca öğretmenlerin öğrencilerin okuma alışkanlıklarını daha yakından takip edebilmesine katkı sunmuştur.


Diğer yandan, Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi aracılığıyla hazırlanan eğitim videoları köy okullarında öğrencilere izletilerek kitap, kütüphane ve okuma kültürünün önemi anlatılmıştır. Bu çalışmalar sayesinde çocuklarda erken yaşta okuma bilinci oluşturulması hedeflenmiş; kütüphanelerin eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanmıştır.


Özellikle öğrencilerin okudukları kitaplar üzerine yapılan değerlendirme çalışmaları, onların zihinsel ve sosyal gelişim süreçlerinin yakından izlenmesine olanak sağlamış; eleştirel düşünme, yorumlama ve iletişim becerilerinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.


Meslek hayatımın ilk yıllarında edindiğim gezici kütüphane deneyimleri, kütüphanecilik anlayışımın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Kırsal kesimde yaşayan çocukların kitapla buluşmalarına aracılık etmek, onların okuma alışkanlığı kazanmalarına katkı sağlamak ve eğitim süreçlerine destek verebilmek meslek yaşamımın en anlamlı kazanımları arasında yer almıştır. Bu süreç, kütüphanelerin yalnızca kitapların bulunduğu kurumlar olmadığını; bilgiye erişimi sağlayan, eğitim ve kültürel gelişimi destekleyen önemli toplumsal merkezler olduğunu daha iyi kavramamı sağlamıştır.


MESLEKİ ÖRGÜTLENME VE YÖNETİCİLİK DENEYİMİ


1984 yılında Edirne İl Halk Kütüphanesi Müdürü değerli büyüğüm rahmetli Özlem Ağırgan’ın önerisiyle Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi başkanlığına aday gösterilmiştim. Yapılan olağan genel kurul toplantısıyla 28 Mayıs 1984 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulda şube başkanı seçildim.


Göreve başlamamın ardından Ankara’da Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Merkezi’ni ziyaret ederek başarılı şubelerin çalışmalarını inceleme fırsatı buldum. Dönemin genel başkanı Necmeddin Sefercioğlu’nun yönlendirici yaklaşımı, mesleki vizyonumum gelişmesine katkı sağlamıştır.


İlk kez katıldığım Ankara’daki olağan genel kurul toplantısında, kütüphanecilik bölümü mezunu olmamam nedeniyle belirgin bir yalnızlık duygusu yaşamıştım. Katılımcıların büyük bölümü aynı akademik çevreden gelen meslektaşlardan oluşurken, benim kimseyi tanımıyor oluşum ve onların da beni tanımaması, mesleki aidiyet konusunda içsel bir sorgulama yaşamama neden olmuştu. Ancak bu durum, zamanla bende daha fazla üretme, kendimi yaptığım çalışmalarla ifade etme ve meslek çevrelerinde kabul görme yönünde güçlü bir motivasyona dönüşmüştür.


Bir sonraki Ankara’da gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısına bu düşünceyle çok daha hazırlıklı katıldım. Edirne’yi tanıtan belgesel film ile kütüphane hizmetlerine ilişkin hazırladığımız görsel sunumlar aracılığıyla, kentte yürüttüğümüz kültürel çalışmaların kapsamını meslektaşlarımızla paylaşma fırsatı bulduk.


Bu sunumlarda özellikle; çocuklara ve gençlere okuma kültürü kazandırmaya yönelik projeler, kütüphane kullanım alışkanlığını geliştirme çalışmaları, halkı kültür ve sanat etkinlikleriyle buluşturmayı amaçlayan uygulamalar ile toplumsal sosyalleşmeyi destekleyen faaliyetler ele alınmıştır. Böylece, Türk Kütüphaneciler Derneği Genel Kurulu’nda Edirne’de gerçekleştirilen çalışmaların görünürlüğü sağlanmış; yerel ölçekte yürüttüğümüz kültür ve sanat etkinliklerinin sesi Ankara’ya taşınmıştır.


Bu süreç, yalnızca kişisel anlamda mesleki kabul görme açısından değil; aynı zamanda taşra kentlerinde yürütülen yaratıcı kütüphanecilik uygulamalarının ulusal düzeyde fark edilmesi bakımından da önemli bir deneyim olmuştur.


KÜTÜPHANELERDE KÜLTÜREL VE EĞİTSEL PROJELER


Gezici kütüphane hizmeti verilen köylerde çocuklara kitap sevgisi kazandırmak amacıyla hazırlanan eğitim videoları, Edirne Ticaret Borsası desteğiyle köy okullarında gösterime sunulurken Edirne İl Halk Kütüphanesi’ne fotokopi makinesi kazandırmak amacıyla da 9 Aralık 1984 tarihinde düzenlenen “Gençlik Balosu”yla da derneğimizi gençlerle buluşturmuş ve dönemin önemli sosyal sorumluluk etkinliklerinden birini gerçekleştirmiştik.


Gezici kütüphane aracının hizmetten çekilmesinin ardından Edirne İl Halk Kütüphanesi çocuk bölümünde görev yapmaya başlamıştım. Çocuk kütüphanesinin daha modern ve çocuklarının ilgi odağı haline getirmek amacıyla derneğin bütçesinden yaptığımız harcamalarla masal anlatma ve sesli kaset dinleme köşeleri oluşturulmuş; dönemin galeri müdürü Nigar Bozan’ın katkılarıyla vitray çocuk figürleri çocuk kütüphanesinin camlarına işlenmişti. 


1980’li yılların ortalarında görsel kültür araçlarının toplum yaşamındaki etkisinin giderek artması, kütüphane hizmetlerinde de yeni uygulamaların geliştirilmesini gerekli kılmıştı. Bu düşünceden hareketle, çocukların hem eğitsel hem de kültürel gelişimlerine katkı sağlayacak görsel materyallerin kütüphane ortamına kazandırılması amacıyla çeşitli projeler hazırlamaya başlamıştık.


Bu süreçte önemli gelişmelerden biri, 15 Şubat 1986 tarihinde Edirne Tasfiye İşletme Müdürlüğü’nün açılış töreni sırasında yaşanmıştır. Açılış, Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı H. Burhan Özfırat’ın katılımıyla gerçekleştirilmişti. Tören sırasında dönemin Edirne Valisi Enver Hızlan, incelemekte olduğum büyük ekran Grundig marka televizyonu fark ederek neyle ilgilendiğimi sormuştu. Ben de kendisine, çocuklara yönelik hazırladığımız eğitim ve kültür projesini anlatarak kütüphaneye televizyon kazandırmak istediğimizi, ancak dernek bütçesinin buna yeterli olmadığını ifade ettim.


Bunun üzerine Sayın Vali, Müsteşar Yardımcısı’na dönerek kütüphaneye bir televizyon bağışlanmasını önerdi. Sayın Özfırat’ın da uygun görmesi üzerine öğleden sonra valilik makamına davet edildim. Gerekli işlemlerin tamamlanmasının ardından televizyon kısa süre içinde kütüphaneye kazandırıldı. Bu gelişme, dönemin koşulları içinde kütüphane hizmetlerinin modernleşmesi açısından son derece önemli bir kazanım olmuştur.


Televizyon ve video sisteminin kurulmasının ardından çocuklara yönelik çizgi film gösterimleri belirli gün ve saatlerde düzenli olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bunun yanında, Edirne’yi tanıtan, Balkan Savaşı’nı ve şehitlerimizi konu alan iki belgesel film hazırlanarak izleyicilerin beğenisine sunulmuştur. Ayrıca, çocukların tarih bilinci ve milli değerler konusunda farkındalık kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla bir Atatürk filmini de koleksiyona dahil etmek istiyorduk. Bu amaçla Ankara’ya giderek filmi TRT arşivlerinden temin etmeyi başardım.


Gerçekleştirilen bu çalışmalar sayesinde, kütüphane yalnızca kitap ödünç verilen bir kurum olmaktan çıkarak; çocukların kültürel, tarihsel ve görsel eğitim süreçlerine katkı sunan çok yönlü bir öğrenme ve paylaşım merkezine dönüşmüştü. Projemizin başarıyla tamamlanması ise ekip olarak bizlere büyük bir mutluluk ve motivasyon kazandırmıştı.


TOPLUMSAL EĞİTİM VE SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ


Kütüphanecilik hizmetlerinin yalnızca bilgiye erişimle sınırlı kalmaması, aynı zamanda toplumun eğitim ve kültürel gelişimine doğrudan katkı sunması gerektiği düşüncesiyle farklı sosyal projeler üretmeye önem verdik. Bu anlayış doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmaların başında yabancı dil eğitimi ve dezavantajlı gruplara yönelik kütüphane hizmetleri yer almıştır.

Amerikan Büyükelçiliğiyle yaptığımız görüşmelerle Amerikan Kültür Merkezinden sağlanan kitap ve görsel materyal desteğiyle Edirne’de 16 Eylül 1986 günü gecesi başlatılmıştı. Edirne İl Halk Kütüphanesi Salonlarında gerçekleştirilen kurs üç kur üzerinden düzenlenmiş ve kentte büyük ilgi görmüş olup halkın yoğun katılımıyla 1988 yılı sonuna kadar sürdürülmüştür. 

Bu kurslar yalnızca dil öğretimini hedeflememiş; aynı zamanda bireylerin farklı kültürlerle etkileşim kurabilmelerine, özgüven geliştirmelerine ve yaşam boyu öğrenme süreçlerine katkı sağlamayı amaçlamıştır. 


Dönemin koşulları düşünüldüğünde, görsel ve işitsel materyallerle desteklenen bu eğitim modeli, kent ölçeğinde yenilikçi bir uygulama olarak dikkat çekmiştir.

Toplumsal sorumluluk anlayışı doğrultusunda yürüttüğümüz bir diğer önemli çalışma ise, 12 Eylül 1987 tarihinde Edirne Kız Yetiştirme Yurdu bünyesinde bir kütüphane kurulması olmuştur. Bu girişimle, korunmaya ve desteğe ihtiyaç duyan çocuk ve gençlerin kitapla buluşmaları, okuma alışkanlığı kazanmaları ve bilgiye erişim imkanlarının artırılması hedeflenmiştir.


Kurulan kütüphane, yalnızca fiziksel bir kitaplık oluşturma çalışması değil; aynı zamanda çocukların kültürel yaşama katılımını destekleyen sosyal bir sorumluluk projesi niteliği taşımıştır.


YAYINCILIK VE KENT KÜLTÜRÜ ÇALIŞMALARI


Kent kültürüne kalıcı katkılar sunabilmek amacıyla yürüttüğümüz çalışmalar yalnızca kütüphane hizmetleriyle sınırlı kalmamış; yayıncılık faaliyetleri, kitap fuarları ve okuma kampanyalarıyla da desteklenmiştir. Bu kapsamda, Nisan 1993 tarihinden itibaren üç aylık periyotlarla yayımlanmaya başlayan “Oluşum” dergisi, Edirne’nin kültürel ve düşünsel yaşamına önemli katkılar sağlamıştır.


Yaklaşık on beş yıl boyunca yayımlanan dergide; araştırma yazıları, kent tarihi çalışmaları, kültür-sanat değerlendirmeleri ve bilimsel içerikli makalelere yer verilmiştir. Dergi, yalnızca yerel ölçekte değil, ulusal düzeyde de ilgi görmüş; Kültür Bakanlığı tarafından desteklenerek Türkiye genelindeki kütüphanelere ulaştırılmıştır. Bu süreçte, araştırmacılar ve bilim insanlarının hazırladığı çok sayıda eser de kent kültür yaşamına kazandırılmıştır.


Bu bağlamda kentin tarih, kültür ve sanat değerlerini araştıran araştırmacı ve akademisyenlerin çalışmalarını yayımlayarak geleceğe taşıyarak kent halkında kent kültürü ve bilincinin gelişmesi, kentin turizm değerini ve tanınırlığını artırmak amacıyla 1991 yılında yayın çalışmalar başlatılmıştır. Türk Kütüphaneciler Derneği yayınları altında 42 yayın kentin ve ülkemizin kültür hayatına kazandırılmıştır. 


Okuma kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla gerçekleştirilen önemli etkinliklerden biri de, 28 Mart–6 Nisan 1994 tarihleri arasında düzenlenen “Edirne I. Kitap Fuarı” olmuştur. Fuarda yayınevleri, yazarlar, öğrenciler ve okurlar bir araya getirilerek kentin kültürel yaşamında önemli bir hareketlilik sağlanmıştır. Edirne İl Halk Kütüphanesi okuma salonunda düzenlenen kitap fuarı kapsamında düzenlenen söyleşi, imza günü ve kültürel etkinlikler halk tarafından yoğun ilgi görmüştür. Kitap fuarının ikincisi de yine Kasım 1994 ayı içinde bu defa Trakya Birlik Sergi Salonunda gerçekleştirilmiştir.


Aynı dönemde düzenlediğimiz “Bir Kitap Oku, Bir Tişört Kazan” kampanyası ise özellikle çocuklar ve gençler arasında büyük ilgi uyandırmıştır. Okuma alışkanlığını teşvik etmeyi amaçlayan kampanya, yerel ve ulusal basında geniş yankı bularak örnek bir kültür projesi olarak değerlendirilmiştir. Gerçekleştirilen bu çalışmalar sayesinde kitap ve kütüphane kavramının toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması hedeflenmiş; okuma kültürünün yaygınlaşmasına önemli katkılar sağlanmıştır. Konu ile ilgili haber bültenleri ulusal görsel ve yazılı basında sıkça yer almıştır. 


EDİRNE’DE DİJİTAL KÜTÜPHANECİLİĞE GEÇİŞ


1990’lı yılların ortalarında bilgi teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, kütüphane hizmetlerinin yapısını da önemli ölçüde değiştirmeye başlamıştı. Bu dönüşüm sürecinde, Edirne İl Halk Kütüphanesi olarak teknolojik yenilikleri yakından takip ederek bilgiye erişim olanaklarını geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütülmüştü.


Bu kapsamda, Ocak 1995 tarihinde Edirne İl Halk Kütüphanesi Türkiye’de internete bağlanan ilk il halk kütüphanesi olmuştur. Bu gelişme yalnızca kurumumuz açısından değil, Türk kütüphanecilik tarihi bakımından da önemli bir dönüm noktası niteliği taşımıştır. İnternetin henüz toplum tarafından yeterince bilinmediği bir dönemde gerçekleştirilen bu çalışma, kütüphanelerin çağın bilgi teknolojilerine uyum sağlayabilme kapasitesini göstermesi açısından dikkat çekici bir yenilik olmuştur.


İnternet bağlantısının sağlanmasının ardından, yeni teknolojinin toplum tarafından tanınması ve doğru anlaşılması amacıyla çeşitli bilgilendirme faaliyetleri yürütülmüştür. Dönemin başta TRT FM olmak üzere yerel ve özel radyo programlarına canlı yayın konuğu olarak katılarak internetin eğitim, araştırma ve bilgiye erişim alanlarında sağlayacağı katkılar hakkında kamuoyuna bilgiler verilmiştir.


Gerçekleştirilen bu çalışmalar sayesinde, kütüphanelerin yalnızca kitap hizmeti sunan kurumlar olmadığı; aynı zamanda bilgi teknolojilerini topluma ulaştıran çağdaş bilgi merkezleri olduğu anlayışının gelişmesine katkı sağlanmıştır.


AKADEMİK KÜTÜPHANECİLİK VE ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ


Şubat 1997 tarihinde Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı görevine atanmamla birlikte, akademik kütüphanecilik alanında daha kapsamlı ve kurumsal bir döneme geçilmiştir. Göreve başlamamın hemen ardından ilk olarak, Daire Başkanlığı’nın yönetmeliği revize edilmiş ayrıca bir yönerge hazırlanmıştır. Daha sonraki süreçte ise misyon ve vizyon belirlenirken Daire Başkanlığı’nın Politikası yazılı hale getirilerek çalışanların görev tanımları, hizmet birimleri ve hizmetin sunum şekli ve sorumluları yazılı hale getirilerek WEB sitesinde yayımlanmıştır. 


Öncelikli olarak İstanbul Üniversitesi Kütüphanecilik Bölümü işbirliğiyle kütüphane çalışanlarına yönelik hizmet içi eğitim semineri düzenlenmiştir. Bu çalışma, mesleki bilgi ve becerilerin geliştirilmesi ile kurumsal hizmet kalitesinin artırılmasını hedefleyen ilk adım olmuştur.


Daha sonraki süreçte Daire Başkanlığı personeline yönelik başlatılan İngilizce dil kursları, çalışanların mesleki gelişimine ve uluslararası bilgi kaynaklarına erişim kapasitesinin artırılmasına verilen önemin somut bir göstergesi olmuştur. Bu eğitim faaliyetleri, personelin sürekli gelişimini destekleyen kurumsal bir yaklaşımın benimsenmesini sağlamıştır.


Aslında Daire Başkanı olarak göreve başladığım ilk yıl aynı anda Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı görevini de bir dönem vekaleten yürütürken, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, Kültür Merkezi sorumluğu, Sosyal Tesisler ile Trakya Üniversitesi’nin Matbaa ünitesinin de sorumluluğunu yürütmekteydim. 


Trakya Üniversitesi o dönem Edirne dışında Tekirdağ ve Kırklareli illerindeki birimlerden oluşmaktaydı. Üniversite’nin Merkez Kütüphanesi Üniversitenin Balkan Yerleşkesinde yer alan Türkan Sabancı Kültür Merkezi’nin bölümlerinde yer almaktaydı. Salonlar yetersiz, koleksiyonu da bağış ağırlıklıydı. İnternete bağlı bir bilgisayar okuyucu hizmetlerinde yer almaktaydı. Kütüphane koleksiyonu da herhangi bir kütüphane programına kayıt edilmemişti. Bir uzman kütüphaneci kadrosunda yer alırken maliye bakanlığınca kütüphaneye ayrılan bütçe de kullanılmadığından yıllar içerisinde artırılmamış ve kütüphane bütçesi çok düşük seviyelerdeydi. 


1997-1998 eğitim-öğretim dönemi çalışma planımızı belirleyerek düzenleyeceğimiz konferanslar, paneller, eğitim seminerleri ile koleksiyon artırma hedeflerimiz ve çalışma planımızı yazılı hale getirerek “1998 Yılı Çalışma Programı” başlığıyla 500 adet bastırarak tüm üniversite öğretim üyelerine dağıtımını yaptık. Üniversite de bu çalışma bir ilk olarak üniversite tarihine geçmiştir. Bir yıl sonra da yine yeni dönem çalışma programımızı hazırladığımızda bir önceki döneminde değerlendirmemizi yaparak yine kitapçık olarak basarak üniversite öğretim üyelerimize dağıtmıştık. Bugün kurumlarda faaliyet raporu olarak adlandırılan bu çalışmayı biz 1998 yılında üniversitemiz çatısı altında gerçekleştirmeyi başarmıştık.


Bu bağlamda kütüphanenin tanınırlığını ve işlevselliğini artırmak, koleksiyonu kayıt altına almak ve dönemin teknolojileriyle bütünleştirmek amacıyla bir proje geliştirme süreci yürütüyorduk. Bu süreçte, değerli hocam Prof. Dr. Hasan Keseroğlu ile yaptığımız görüşmeler sonucunda bir sempozyum düzenleme fikri ortaya çıktı. “21. Yüzyılda Üniversite Kütüphanelerimiz” başlıklı bu proje, Rektör Prof. Dr. Osman İnci tarafından da büyük beğeniyle karşılandı.


Çalışmalar hızla sürdürülürken, sempozyumun programı ve kurullarına ilişkin hazırlanan son taslağı rektöre sundum. Aynı görüşmede, kütüphanenin temel sorunlarının çözümüne yönelik hazırladığım önerileri de arz etme fırsatı buldum. Öncelikli olarak; bir kütüphane otomasyon programının satın alınarak koleksiyonun dijital ortama aktarılması, ayrıca okuyucuların internet erişiminden yararlanabilmesi için bilgisayar ve altyapı eksikliklerinin giderilmesi gerektiğini ifade ettim. Bunun üzerine Rektör Prof. Dr. Osman İnci, vakıf bütçesinden gerekli ihtiyaçların karşılanması yönünde talimat verdi.


Yaklaşık yedi ay içerisinde Yordam Kütüphane Otomasyon Programı satın alınarak koleksiyon kayıtlarının sisteme aktarımı tamamlandı. Aynı dönemde bilgisayarların temin edilmesiyle okuyucuların internet erişimi sağlandı. Böylece merkez kütüphanesi, çağın bilgi teknolojileriyle buluşturulmuş oldu.


21–24 Ekim 1998 tarihleri arasında gerçekleştirilen “21. Yüzyılda Üniversite Kütüphanelerimiz” sempozyumu ise yalnızca akademik bir etkinlik olmakla kalmamış, aynı zamanda merkez kütüphanesinin uzun yıllardır hissedilen önemli eksikliklerinin giderilmesinde de dönüm noktası olmuştur.


Bu süreçte üniversite kütüphanesinin yalnızca bir bilgi merkezi değil, aynı zamanda bilimsel üretimi destekleyen stratejik bir altyapı birimi olarak yeniden yapılandırılması hedeflenmiş; kütüphane hizmetlerinin akademik yaşamla bütünleşmesini sağlayan bütüncül bir anlayış geliştirilmiştir.


Üniversitenin kuruluşunun 20. Yılı 2002 yılında kutlanacaktı. Trakya Üniversitesi’nin kuruluşundan itibaren akademik personelinin gerçekleştirdiği tüm makale, tez, bildiri vd. akademik çalışmalarını bir veritabanında toplamak amacıyla bir çalışma başlatmıştık. “Trakya Üniversitesi Bilimsel Yayınlar Kataloğu” altında topladığımız bu çalışmalar üniversitenin 20. yılında erişime açılmıştı. Yeni üretilen çalışmalar da sisteme eklenerek veritabanı güncelleştiriliyordu. 20. Yıl etkinlikleri kapsamında Edirne Şehir Tarihi Kronolojisi, Trakya Üniversitesi Kültürel Etkinlikler Veritabanı eklenmişti. Üniversitenin 27. Kuruluş yıldönümünde de “Edirne Bibliyografyası Veritabanı” üniversitemiz merkez kütüphanesi web sayfasın üzerinden erişime açılmıştı. Bir taraftan akademisyenlerin bilgi ihtiyacı daire başkanlığımızca hızla çözüm üretilirken diğer tarafta da üretilen bilgiler derlenip toplanıyor sonrasında da sayısallaştırılarak gelişen bilgi teknolojileriyle araştırmacılara yeni bilgi üretmeleri için sunulmaktaydı. 


Bu bağlamda yürüttüğümüz çalışmaların başarı düzeyini ölçebilmek amacıyla her dönem sonunda anket uygulamaları gerçekleştiriyor; hem akademisyenlerin hem de öğrencilerin görüşleri doğrultusunda kütüphane hizmetlerini değerlendiriyorduk. Elde edilen veriler dikkatle inceleniyor, kullanıcıların memnuniyet duyduğu alanlar ile geliştirilmesi gereken yönler belirlenerek gerekli planlamalar yapılıyordu. Böylece kullanıcı memnuniyetini artırmaya yönelik eylem planları kısa süre içerisinde uygulamaya konuluyor ve hizmet kalitesinin sürdürülebilir biçimde geliştirilmesi sağlanıyordu.


Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı Merkez Kütüphanesi, 1989 yılında, Fen-Edebiyat Fakültesi bünyesindeki kütüphanenin Türkan Sabancı Kültür Merkezi’ne taşınması ile oluşturulmuştu. Bu tarihten itibaren Türkan Sabancı Kültür Merkezi binasında faaliyetlerini sürdüren Merkez Kütüphanesi, Balkan Yerleşkesi’nde yapımı tamamlanan yeni Merkez Kütüphanesi hizmet binasına 19 Mayıs 2004 tarihinde taşınmıştı. Çağdaş kütüphanecilik hizmetlerinin verildiği yeni bina, 3’er katlı 2 Bloktan oluşan 5.150 m² kapalı alanda hizmet veriyordu.


Bu yapı, yalnızca fiziksel büyüklüğüyle değil, çağdaş hizmet anlayışı ve teknolojik altyapısıyla da bölgenin en kapsamlı akademik kütüphane merkezlerinden biri haline gelmiştir. Söz konusu gelişme, üniversitenin bilgi hizmetleri alanındaki kurumsal kapasitesini ve akademik destek gücünü önemli ölçüde artırmıştır.


Prof. Dr. Enver Duran’ın rektörlüğü döneminde ise Avrupa Kütüphaneler Birliği’nin üyesi olan Daire Başkanlığı Merkez Kütüphanemiz, 2009 yılında “Balkan Ülkeleri Kütüphaneleri Birliği”nin kuruluşunu gerçekleştirmiş ve bu yapının kurucu başkanlığı tarafımca üstlenilmiştir. Bu girişim, Balkan coğrafyasındaki kütüphaneler arasında iş birliği, bilgi paylaşımı ve ortak kültürel mirasın korunması açısından önemli bir kurumsal adım olmuştur.


Bu bağlamda, Sultan II. Bayezid Külliyesi’nin Darüşşifa ve Medrese bölümlerinin müzeye dönüştürülmesi amacıyla oluşturulan komisyonlarda görev almak, meslek hayatımın en anlamlı deneyimlerinden biri olmuştur. Büyük bir özveriyle yürütülen çalışmalar sonucunda iki önemli müzenin kuruluşunda yer almak benim için ayrı bir gurur ve mutluluk kaynağıdır.


Özellikle Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi’nin 2004 yılında Avrupa Müze Ödülü’ne layık görülmesi, bu emeklerin uluslararası düzeyde takdir edilmesinin en güzel göstergesi olmuştur. Ödülü almak üzere gittiğimiz ve Avrupa’nın saygın müzelerinden biri olan Rohen Müzesi’nde yaşadığımız unutulmaz anlar, meslek yaşamımın en değerli hatıraları arasında yer almaktadır. Bu başarı yalnızca bir müzenin ödüllendirilmesi değil, aynı zamanda Türk müzeciliğinin ve kültürel miras alanındaki çalışmalarımızın uluslararası alanda kabul görmesinin de önemli bir simgesi olmuştur.


Düzenlediğimiz sempozyum, panel ve konferanslar aracılığıyla da hem öğretim elemanlarının hem de öğrencilerin bilimsel çalışmalara aktif katılımı teşvik edilmiş; böylece akademik bilgi paylaşımı güçlendirilmiş ve disiplinler arası etkileşim artırılmıştır. Bu etkinlikler aynı zamanda üniversite içinde bilimsel kültürün gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır.


Tüm bu çalışmalar, üniversitenin ulusal ve uluslararası düzeyde görünürlüğünü artırmış; kütüphane hizmetlerinin akademik yaşamla bütünleşmesini sağlayan stratejik bir yapıya dönüşmesine katkı sunmuştur.


BALKAN ÜLKELERİ KÜTÜPHENELERİ BİRLİĞİ’NİN KURULMASI VE GELİŞİMİ


Edirne’nin Balkanlar için taşıdığı tarihî ve stratejik önemden hareketle, çalışma hayatım boyunca gerçekleştirmeyi hedeflediğim projelerden biri Balkan ülkeleri kütüphanelerini bir araya getirecek bir sempozyum düzenlemek ve Balkan Kütüphaneler Birliği’ni kurmaktı. Bu amaçla ilk girişimimi 1993 yılında Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Başkanı olarak başlattım. Proje Kültür Bakanlığı tarafından kabul edilmesine rağmen ekonomik nedenlerle gerçekleştirilemedi.


Daha sonra Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığındaki görevim sırasında çalışmalarımı sürdürdüm ve 5-7 Haziran 2008 tarihlerinde “Uluslararası Balkan Ülkeleri Kütüphaneler Arası Bilgi-Belge Yönetimi ve İşbirliği Sempozyumu”nu gerçekleştirdik. Sempozyum sonunda Balkan Kütüphaneler Birliği’nin kurulması kararlaştırıldı. Gerekli çalışmaların tamamlanması ve ilgili kurumların onaylarının alınmasının ardından Balkan Kütüphaneler Birliği (BLU), 29 Temmuz 2009 tarihinde resmen kuruldu.


Altı Balkan ülkesinden on kütüphanenin katılımıyla kurulan birliğin ilk genel kurulunu desteklemek amacıyla 21-23 Ekim 2010 tarihlerinde “Uluslararası Balkan Ülkeleri Arşiv Kaynaklarında Edirne” sempozyumu düzenlendi. Genel kurulda yeniden başkanlığa seçildim, çalışma grupları oluşturuldu ve birliğin süreli bir yayın çıkarması kararlaştırıldı. Böylece yıllar önce kurduğum bir hayal, uluslararası bir iş birliği kuruluşuna dönüşmüş oldu.


Balkan Kütüphaneler Birliği’nin kurulması Yükseköğretim Kurulu tarafından takdirle karşılanmış ve TÜBİTAK destekli Avrasya Kütüphaneler Birliği’nin kurulmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır. Bu süreçte dönemin Devlet Bakanı tarafından düzenlenen toplantıya davet edilen tek konuşmacı olarak birliğin kuruluş süreci ve geleceğe yönelik hedefleri hakkında bilgi vererek Avrasya Kütüphaneler Birliği’nin kurulmasına öncülük ettim.


Ancak Şubat 2011’de emekliye ayrılmamın ardından Balkan Kütüphaneler Birliği, çalışma esaslarında belirlenen hedefler doğrultusunda faaliyetlerini sürdürememiştir. 2013 yılında Kırklareli Üniversitesi’nde yapılan genel kurula rağmen birlik beklenen işlevselliği kazanamamış ve önemli bir gelişme sağlayamamıştır.


Buna karşın, Trakya Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkalığı görevini vekaleten yürüten Prof. Dr. Nurten Çetin’in girişimleri ve dönemin rektörü Prof. Dr. Erhan Tabak’ın da desteğiyle birliğin temelini oluşturan “Uluslararası Balkan Ülkeleri Kütüphaneleri Arası Bilgi-Belge Yönetimi ve İşbirliği Sempozyumu”nun ikincisi 9-11 Mayıs 2024 tarihlerinde düzenlenmiştir. 


Bugün 9 Balkan ülkesinden 53 üyesi bulunan Balkan Kütüphaneler Birliği’nin yeniden canlandırılması amacıyla düzenlenen toplantı sonucunda birliğin başkanlığı Bulgaristan’a verilmiştir. Ancak aradan geçen iki yıllık süre içinde birlik faaliyetleriyle ilgili kayda değer bir gelişmenin yaşanmamış olması üzüntü vericidir. 



EMEKLİLİK SONRASI ÖZEL SEKTÖR DENEYİMİ VE YEREL YÖNETİM SÜRECİ


21 Şubat 2011 tarihinde emekliye ayrılmamın ardından, meslek yaşamım özel sektör alanında yeni bir yön kazanmıştır. Bu süreçte özel bir grup şirketi bünyesinde kurulan Bilgi Merkezi’nde genel müdür olarak görev almış; yayıncılık, e-kitap ve bilgi teknolojileri alanlarında ülkenin kültür ve bilgi ekosistemine katkı sunmayı amaçlayan çalışmalar yürütülmüştür. Bu girişim, bilgi merkezli hizmetlerin özel sektör perspektifiyle geliştirilmesine yönelik önemli bir deneyim olmuştur.


Ancak profesyonel iş yaşamının dinamikleri içerisinde kurulan hedeflerin tam anlamıyla gerçekleştirilemeyeceği değerlendirilmiş; bu nedenle görevden ayrılma kararı alınmıştır. Bu kararın ardından yeniden Edirne’ye dönülmüştür.


Ağustos 2012 tarihinde Edirne Belediyesi bünyesinde Belediye Başkanı Danışmanı olarak göreve başlanmış; böylece yerel yönetim alanında kültür, eğitim ve şehir yönetimi ekseninde yeni bir hizmet süreci başlatılmıştır. Bu dönem, mesleki birikimin yerel yönetim politikalarıyla buluştuğu ve kentin kültürel gelişimine doğrudan katkı sunulduğu bir aşama olmuştur.


Edirne Belediye Başkanı Kültür Danışmanı olarak görev yaptığım dönemde Edirne Belediyesi Kent Belleği Müzesi’nin projesini yazıp danışmanlığını yürütürken UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesinde bulunan “Kırkpınar Yağlı Güreş Festivali”nin sayısallaştırma Projesi’ni yürüterek hayata geçirme başarısını ekip arkadaşlarımla kutlamanın mutluluğunu yaşamıştım. Belediye bünyesinde gerçekleştirdiğimiz yayın çalışmaları ve kurduğumuz Edirne Kent Belleği geleceğe bıraktığımız önemli çalışmalardır. 


Bu bağlamda, Kasım 2016 – Kasım 2021 tarihleri arasında İstanbul Arel Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı görevini yürütmek suretiyle özel üniversite deneyimini de edinme fırsatı buldum. Bu dönem, akademik kütüphanecilik hizmetlerinin farklı kurumsal yapılar içinde nasıl şekillendiğini gözlemleme ve uygulama imkânı sunması açısından önemli bir tecrübe olmuştur.


Yaklaşık beş yıl süren bu süreçte, akademik bilgi hizmetleri alanında kullanıcı odaklı yaklaşımlar geliştirilmiş; öğrenci ve akademisyenlerin bilgiye erişimini kolaylaştırmaya yönelik çeşitli projeler hayata geçirilmiştir. Kütüphane hizmetlerinin daha etkin, erişilebilir ve sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla dijital kaynakların geliştirilmesi ve kullanıcı deneyimini artırmaya yönelik çalışmalar ön plana çıkmıştır.


Bu çalışmalar, kütüphanenin yalnızca fiziksel bir bilgi merkezi değil, aynı zamanda akademik üretimi destekleyen dinamik bir öğrenme ve araştırma ortamı olarak konumlandırılmasına katkı sağlamıştır.


BİLİMSEL ETKİNLİKLER VE YAYIN FAALİYETLERİ


Meslek yaşamım boyunca biri ulusal, ikisi uluslararası olmak üzere toplam üç sempozyum da “Sempozyum Başkanı” olarak görev aldım. Bu süreç, hem bilimsel etkinliklerin planlanması ve yürütülmesi hem de akademik çevrelerle etkileşimin güçlendirilmesi açısından önemli bir deneyim alanı oluşturmuştur.


Bunun yanı sıra, Avrupa, Afrika ve Amerika kıtalarında düzenlenen çeşitli bilimsel toplantılarda on bir bildiri sunarak uluslararası akademik platformlarda yer alma imkânı buldum. Akademik üretim sürecinde ise çok sayıda makale ve otuz beş kitap yayımlayarak kütüphanecilik, bilgi yönetimi ve kültürel çalışmalar alanlarına katkı sunmaya çalıştım.


Görev yaptığım tüm kurumlarda yönetim anlayışımın temelini Toplam Kalite Yönetimi ilkeleri oluşturmuştur. Bu yaklaşım doğrultusunda, hizmet kalitesinin sürekli iyileştirilmesi, personelin mesleki gelişiminin desteklenmesi ve hizmet içi eğitim faaliyetlerinin düzenli hale getirilmesine özel önem verilmiştir. Böylece kurumsal gelişim ile çalışan niteliği arasında sürdürülebilir bir denge kurulması hedeflenmiştir.


KENT KÜLTÜRÜ, KÜLTÜREL MİRAS VE KÜTÜPHANE GİRİŞİMLERİ


Günümüzde doğup yaşadığım kent olan Edirne’nin kültür ve kent belleğine yönelik çalışmalarım, kurucuları arasında yer aldığım Edirne Kent Kültürü ve Bilincini Geliştirme Merkezi Derneği çatısı altında sürdürmekteyim. 


Bu yapı, kentin kültürel mirasının korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlayan sivil toplum temelli bir girişim niteliği taşımaktadır.


Bu kapsamda atılan ilk somut adım, yaşamış olduğu evi tarafıma bağışlayan Dr. Ratip Kazancıgil’in evinin bireysel bir ekonomik kazanç aracı olarak değerlendirilmem yerine, kamusal yarar doğrultusunda kente kazandırılması yönünde aldığım kararla şekillenmiştir. 


Bu doğrultuda söz konusu yapının kiraya verilmesi veya satılması yerine, Edirne’nin sağlık, kültür-sanat ve sosyal yaşamında önemli izler bırakmış olan Dr. Ratip Kazancıgil’in adını yaşatacak bir kültür evine dönüştürülmesi hedeflenmiştir.


Bu yaklaşım, bireysel faydadan ziyade kamusal yararı önceleyen bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıkmış; kentin kültürel belleğine katkı sunacak kalıcı bir yapının oluşturulması amaçlanmıştır. 12 Mayıs 2024 tarihinde açılışı gerçekleştirilen Dr. Ratip Kazancıgil Kültür Evi, yerel tarih, kent kültürü ve toplumsal hafızanın yaşatılması açısından önemli bir merkez olarak yapılandırılmıştır. Kültür evi; sergiler, arşiv çalışmaları, söyleşiler ve eğitim etkinlikleri aracılığıyla kentin kültürel sürekliliğini destekleyen bir odak noktası olmayı hedeflemektedir.


Bu çerçevede temel amaç, kentin her mahallesinde kültürel yaşamı destekleyen, vatandaşların bilgiye ve kültürel etkinliklere erişimini kolaylaştıran merkezlerin oluşturulması ve böylece toplumsal kültürel katılımın sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu doğrultuda “Her Mahalleye Bir Kültür Evi” kampanyası başlatılarak, kültürel hizmetlerin yalnızca merkezde değil, kentin tüm yerleşim alanlarına yaygınlaştırılması hedeflenmiştir.


Kültür evi bünyesinde, yaşamım boyunca biriktirdiğim kitap koleksiyonu sistemli bir şekilde bir araya getirilerek kütüphane yapısına dönüştürülmüştür. Kütüphanecilik mesleğinin temel ilkeleri doğrultusunda koleksiyonun kataloglama ve tasnifleme işlemleri titizlikle tamamlanmış; eserler konu, yazar ve içerik özelliklerine göre düzenlenerek erişilebilir bir yapıya kavuşturulmuştur.


Bu çalışmalar sonucunda Ender Bilar Kütüphanesi kurulmuş ve koleksiyon dijital ortama aktarılarak çevrimiçi erişime açılmıştır. Böylece yalnızca fiziksel bir kütüphane değil, aynı zamanda teknolojik altyapı ile desteklenen çağdaş bir bilgi merkezi oluşturulmuştur.


Sonuç olarak bu girişim, bireysel birikimin kamusal faydaya dönüştürülmesini sağlayarak Edirne halkının kitap ve okuma kültürüne daha geniş ölçekte erişimine katkı sunan örnek bir kültürel paylaşım modeli niteliği kazanmıştır.


SONUÇ


Kütüphanecilik mesleği benim için yalnızca bir meslek değil; topluma hizmet etmenin, kültürel belleği korumanın ve geleceğe değer üretmenin en önemli araçlarından biri olmuştur. Meslek yaşamım boyunca gerçekleştirilen her çalışmanın temelinde ekip ruhu, meslek sevgisi ve güçlü bir toplumsal sorumluluk anlayışı yer almıştır.


Çalışma hayatım boyunca kurduğum birçok hayali gerçekleştirme fırsatı buldum. Ancak bu başarıların hiçbiri bireysel bir çabanın sonucu değildir. Görev yaptığım kurumlarda birlikte çalıştığım değerli ekip arkadaşlarımın özverisi, desteği ve ortak hedeflere olan inancı, elde edilen tüm başarıların en önemli gücü olmuştur. Balkan Kütüphaneler Birliği’nin kurulmasından ulusal ve uluslararası projelere kadar hayata geçirilen çalışmalar, ekip ruhunun ve ortak emeğin ürünüdür. Bu süreçte edinilen deneyimler göstermiştir ki, kütüphaneler yalnızca bilgi sunan kurumlar değil; aynı zamanda toplumun kültürel gelişimini destekleyen, bireylerin eğitimine katkı sağlayan ve sosyal dönüşümü besleyen yaşayan yapılardır. Yapılan her hizmet, aslında toplumun geleceğine bırakılan kalıcı bir iz niteliği taşımaktadır.


Meslek yaşamım boyunca bana yol gösteren çok değerli hocalarım ve yöneticilerim olmuştur. İlk aklıma gelenler arasında Prof. Dr. Necmeddin Sefercioğlu, Prof. Dr. Osman Ersoy, Prof. Dr. Özer Soysal, Prof. Dr. Berin Yurdadoğ, Prof. Dr. Hasan Keseroğlu, Prof. Dr. Yaşar Tonta, Prof. Dr. Bülent Yılmaz, Prof. Dr. Tülin Sağlamtunç, Prof. Dr. Tekin Aybaş, Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil, Veli Sarıkamış, Hasan Duman, Gökçin Yalçın ve Özlem Ağırgan bulunmaktadır. Bununla birlikte, müsteşarlık döneminde tanışma fırsatı bulduğum Prof. Dr. Emre Kongar’ın meslek hayatımda ayrı bir yeri vardır. Çalışmalarımı bugün de takip etmekte ve desteğini esirgememektedir.


Görev yaptığım süre boyunca T.C. Kültür Bakanlığında farklı dönemlerde görev yapan müsteşarlar tarafından ilgi ve destek gördüm. Taşrada görev yapan bir alaylı kütüphaneci olarak, mesleğimin en üst düzey yöneticilerinin ve değerli meslektaşlarımın güveni ve desteği, bugün geriye dönüp baktığımda en büyük kazanımlarımdan biri olmuştur. Hepsine içtenlikle minnettarım.


Meslek hayatım boyunca gerçekleştirdiğim çalışmalar nedeniyle Bakanlar, Valiler, Müsteşarlar, Genel Müdürler ve yöneticilerim tarafından çeşitli takdir ve ödüllere layık görüldüm. Ancak bunlar arasında benim için en anlamlı olanı, 1991 yılında T.C. Kültür Bakanlığı Müfettişleri tarafından Türkiye genelinde gerçekleştirilen teftişler sonucunda hazırlanan rapor doğrultusunda dönemin Bakanı tarafından “Takdirname” ile ödüllendirilmiş olmamdır. 


Genç meslektaşlarıma bırakmak istediğim en önemli mesaj şudur: İnandığınız değerlerden vazgeçmeden, görev yaptığınız kuruma, yaşadığınız kente ve hizmet sunduğunuz insanlara karşı sorumluluk duygusunu her zaman koruyunuz. Çünkü kalıcı olan yalnızca yapılan işler değil; o işlerin ardında yatan emek, idealizm ve insana dokunan değerdir.


Ne yaparsanız yapın, kurduğunuz hayallerden, inandığınız değerlerden ödün vermeden, çalıştığınız kuruma, kente ve insanına duyduğunuz saygıyı her zaman ön planda tutun. Çünkü kalıcı olan, ardınızda bıraktığınız eserler kadar, o eserlerin taşıdığı ruhtur.


bottom of page