top of page

KÜTÜPHANELER ÇOCUKLARIN ÜRETTİĞİ KİTAPLARI RAFLARINA KOYAR MI?

5 gün önce
3 dakikada okunur
Gül Ezgi Karaman
Gül Ezgi Karaman

Bir okurun kütüphaneye girip herhangi bir raftan bir kitap seçmesi alışılmış bir deneyimdir. Bu deneyimi bir kenara bırakalım. Şimdi şöyle düşünelim: Bu raflarda çocukların ya da gençlerin kendi yazdığı, resimlediği ve tasarladığı kitaplar olsaydı? Sizce kütüphane bu kitabı ya da kitapları yalnızca bir etkinlik ürünü olarak mı görür, yoksa koleksiyonunun bir parçası haline getirip başka çocukların da okumasına izin verir mi?


Bu deneyim, kütüphanelerin değişen rolü üzerine düşünmek için önemli bir başlangıç noktasıdır. Çünkü kütüphaneler geleneksel olarak yayımlanmış bilgi ve kültür ürünlerini kullanıcılarla buluşturan kurumlar olarak tanımlanırken, günümüzde çocukların ve gençlerin de kültürel üretimin bir parçası olabileceği yeni modeller ortaya çıkmaktadır.


Çocukların kendi kitaplarını üretmesi elbette yeni değildir. Okullarda ve kütüphanelerde yaratıcı yazarlık, çizgi roman, zine* ve dijital hikâye çalışmaları gerçekleştiriliyor. Ancak bizim merak ettiğimiz şey üretilen bu kitapların kültürel dolaşıma girip girmemesidir. Asıl önemli kısım, bu üretimin nerede sona erdiği. Bir atölyenin sonunda çocuğun eline kendi yaptığı kitabı vermek başka; o kitabı kütüphanenin koleksiyonuna dahil etmek, kataloglamak ve başka bir çocuğun erişimine açmak başka.


Çocukların kendi kitaplarını üretmesi yeni bir fikir değil. Ancak asıl ilginç soru, bu üretimin nerede sona erdiği. Bir atölyenin sonunda çocuğun eline kendi yaptığı kitabı vermek başka; o kitabı kütüphanenin koleksiyonuna dahil etmek, kataloglamak ve başka bir çocuğun erişimine açmak başka.


Fransa'da Lecture Jeunesse tarafından yürütülen Numook programında gençler bir eğitim yılı boyunca kolektif dijital kitaplar hazırlıyor. Bu uygulamada gençler kitap üreticisi olarak karşımıza çıkıyor.


Paris'teki American Library in Paris'in Young Authors Fiction Festival'i de dikkat çekici bir başka örnek. Çocuklar ve gençler özgün hikâyelerini gönderiyor; seçilen çalışmalar basılı kitapçıklarda yayımlanıyor. Bu kitapçıklar satışa sunulurken birer nüshası kütüphanenin kalıcı koleksiyonuna ekleniyor ve kütüphane üyeleri tarafından ödünç alınabiliyor. Böylece çocukların yazdığı metinler yalnızca bir yarışmanın sonucu olarak kalmıyor; kütüphanenin kültürel belleğinde yer ediniyor.


Amerika Birleşik Devletleri'nde ise bu fikir daha doğrudan bir koleksiyon modeline dönüşmüş durumda. Washington eyaletindeki Vashon Library, çocukların kendi yazıp el yapımı olarak hazırladıkları kitaplardan oluşan “Young Authors Collection” adlı özel bir koleksiyon oluşturdu. 18 yaşın altındaki çocukların kendi kitaplarını kütüphaneye getirebildiği bu koleksiyondaki eserler barkodlanıyor ve diğer kullanıcıların ödünç almasına sunuluyor. Böylece çocuk yalnızca bir kitap yazmış olmuyor; yazdığı kitap kütüphanenin gerçek bir koleksiyon nesnesine dönüşüyor.


Zine kültürü de bu dönüşümün başka bir boyutunu oluşturuyor. Dünyanın farklı kütüphanelerinde gençlerin kendi zine'lerini hazırlamalarına yönelik programlar düzenleniyor ve bazı kütüphaneler bu bağımsız yayınları koleksiyonlarına dahil ediyor.


Bu kitapların yalnızca kâğıttan üretilmesi de gerekmiyor. Keçe, kumaş, etamin gibi farklı materyaller, kitabın biçimini ve deneyimini dönüştüren yaratıcı olanaklar sunuyor. Buna kendi deneyimimden de bir örnek verebilirim. 2018 yılında, aşağıdaki fotoğraflarda görüldüğü gibi, gönüllü olarak çalıştığım Bostancı Ömer Faruk Toprak Halk Kütüphanesi'nde, özel bir anaokuluyla gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında, Masalcı Kız kitabından ilhamla tek nüsha bir keçe kitap ürettik.




Türkiye'de ise çocukların kendi kitaplarını üretmesine yönelik çalışmaların örnekleri bulunuyor. 2026 Kütüphane Haftası kapsamında Kastamonu Bozkurt'ta İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü ile İlçe Halk Kütüphanesi iş birliğinde gerçekleştirilen “Küçük Yazarlar Kütüphanede” çalışması bunlardan biri. Öğrenciler kendi hikâyelerini yazıp resimleyerek kitap oluşturdu.


Türkiye'de çocukların kitap üretmesini destekleyen okul, halk kütüphanesi ve Millî Eğitim iş birliklerine de rastlamak mümkün. 2026 yılında Siirt'te de öğrencilerin kendi yazdıkları hikâyeler kitaplaştırıldı ve çocuklar düzenlenen bir etkinlikte kendi kitaplarını imzaladı. Ancak yaptığım taramada, çocukların kendi ürettikleri kitapların bağımsız bir koleksiyon olarak kataloglandığı, barkodlandığı ve düzenli biçimde diğer kullanıcıların ödünç almasına sunulduğu yaygın bir halk veya okul kütüphanesi modeliyle karşılaşmadım.



(Fotoğraf: 2018 yılı sonunda yayımlanan Vera'nın Şifalı Çiçekleri adlı kitabımın, tek nüsha ve ticari olmayan bir yaklaşımla yeniden yorumlanmış, elde üretilmiş versiyonu.)


Vashon'da bir çocuğun elinden çıkan kitap barkodlanıp kütüphane rafına yerleştirilebiliyorsa, mesele aslında teknik bir imkânsızlık değildir. Mesele, kütüphanenin çocuğu yalnızca okur olarak mı gördüğü, yoksa kültür üreten bir birey olarak da kabul edip etmediğidir.


Türkiye'deki kütüphanelerde bunun için özel bir “Çocukların Ürettiği Kitaplar” koleksiyonu oluşturulabilir. Çocukların yazdığı hikâyeler, çizgi romanlar, zine'ler, yerel masallar ve mahalle anlatıları belirli ölçütlerle kabul edilebilir; eserler kataloglanabilir, barkodlanabilir ve uygun koşullarda diğer çocukların kullanımına sunulabilir.


Böyle bir raf, çocuklara yalnızca düşlemeyi, sorumluluk almayı, emek vermeyi, ekip çalışmasını ya da yazmayı öğretmez. Aynı zamanda ürettiklerinin önem taşıdığını ve başkalarıyla paylaşılmaya değer olduğunu gösterir. Böylece kütüphanelerimizin vereceği yeni bir mesaj daha olur:


“Sen yalnızca bu raflardan kitap seçmek zorunda değilsin. Bir gün senin kitabın da bu rafta olabilir.”


*Zine, genellikle bağımsız olarak hazırlanan, sınırlı sayıda çoğaltılan ve geleneksel yayıncılık kanallarının dışında dağıtılabilen kişisel veya kolektif bir yayındır.

bottom of page