top of page

KÜTÜPHANELERDE SAKLI BİR HAK: YANILABİLMEK

Gül Ezgi Karaman
Gül Ezgi Karaman

"Bazen bir kitabı yarım bırakmak, yanlış kitabı seçmek ya da hiç sevmemek de okuma yolculuğunun doğal bir parçasıdır."


Büyük bir heyecanla ödünç alınan kalın bir kitap düşünün. Kapağına hayran kalınan o kitap eve gider, birkaç sayfa okunur ve teslim tarihine kadar bir daha açılmaz.


Bir başka okur ise aynı kitabı üç gün içinde bitirir ve benzer kitapları okumak ister. Yetişkinler

çoğu zaman ilk okura odaklanır. Genel olarak şu soruyu sorarlar: ”Neden bitirmedin?"


Okuma kültürü üzerine konuşurken çoğu zaman doğru seçimlerden söz ederiz. Doğru kitaplar,  doğru yaş grupları, doğru öneriler... Ancak okuma yolculuğunun önemli bir kısmı yanlış seçimlerden oluşur. İnsan neyi sevdiğini çoğu zaman neyi sevmediğini deneyimleyerek öğrenir.  Kütüphaneler bu açıdan benzersiz alanlardır.  


Bir kitapçıda yapılan seçim çoğu zaman satın alma kararını da içerir. Kütüphanede ise durum  farklıdır. Kullanıcı kitabı ödünç alır, dener, bırakır, başka bir kitaba geçer. Bu özgürlük, okuma  alışkanlığının gelişmesinde düşündüğümüzden daha önemli bir role sahiptir. Özellikle de çocuklar  için.  


Bir çocuğun her seçiminin yetişkinler tarafından yönlendirildiği bir ortamda gerçek bir okuma bağı  kurmak zorlaşabilir. Çocuk yalnızca "okunması gereken" kitaplarla karşılaşırsa, zamanla kendi  merakını takip etmeyi bırakabilir.  


Oysa bazen çocuk yalnızca kapağını sevdiği için bir kitabı seçmek ister. Bazen ilginç bir başlık  dikkatini çeker. Sırf arkadaşları okuyor diye de bir kitaba yönelebilir. Bazen de kitabın içeriği  beklentisini karşılamaz. Bu durum çoğu zaman olumsuz gibi görünse de aslında öğrenmenin doğal  bir parçasıdır.  


Yetişkinlerde de benzer bir durum vardır. Birçok kişi yarım bıraktığı kitaplar nedeniyle suçluluk hisseder. Oysa her kitap her okur için doğru zamanda karşılık bulmayabilir. Bazen çok sevilen bir eser, yanlış bir dönemde okunduğunda etkisini kaybedebilir. Bazen de yıllarca ilgimizi çekmeyen  bir kitap, hayatımızın başka bir evresinde anlam kazanabilir. 


Kütüphaneler bu değişime alan açar. Çünkü kütüphane kullanıcısından mükemmel seçimler  yapmasını beklemez.  


Yanlış kitabı seçebilirsiniz.  


Bir kitabı yarıda bırakabilirsiniz.  


Aylar sonra tekrar deneyebilirsiniz.  


Hiç sevmediğiniz bir yazarı keşfedebilirsiniz. Ve tüm bunlar normaldir.  


Aslında okuma kültürünün gelişebilmesi için bu özgürlüğe ihtiyaç vardır.  


Hata yapma hakkı ile keşif arasında güçlü bir ilişki vardır. Risk almadan keşif olmaz.  


Okul kütüphanesinde sıklıkla karşılaştığım durumlardan biri, öğrencilerin riske girmemek için ince  kitapları ya da öğretmenlerinin önerdiği kitapları seçmesidir.  


Okuma alışkanlığı doğrusal bir süreç değildir. Çocuklar zaman zaman aynı kitaplara geri döner.  Bazen yalnızca resimlere bakar. Bazen de kendi seviyesinin çok üstünde bir kitabı seçmeye çalışır.  Bu deneyimlerin tamamı, okur olma sürecinin parçalarıdır.  


Kütüphanenin görevi her zaman en doğru kitabı vermek değildir. Bazen çocuğun seçim yapmasına,  yanılmasına ve yeniden denemesine alan açmaktır.  


Elbette yönlendirme önemlidir. Kütüphaneciler, öğretmenler ve ebeveynler çocukları uygun  kaynaklarla buluşturmada önemli bir role sahiptir. Ancak yönlendirme ile kontrol arasında ince bir  fark vardır. Çocuğun her seçiminin önceden belirlenmesi, merak duygusunu zayıflatabilir. Oysa  merak, biraz da belirsizlikten beslenir.  


Bir kitabı seçme, vazgeçme, yeniden başlama ve bazen yanlış seçim yapma hakkı… İyi bir okur  olmak, her zaman doğru kitabı bulmak anlamına gelmez. Bazen iyi bir okur olmak, hangi kitabın  size göre olmadığını da keşfedebilmektir.




bottom of page