top of page

YAPAY ZEKÂ, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUKLAR


Gül Ezgi Karaman
Gül Ezgi Karaman

Türkiye, hafızası güçlü bir ülke. Bu hafıza sadece taşlarda, camilerde, kalelerde değil; kitap raflarında, okul sıralarında, kütüphane masalarında yaşıyor. Yazma eserler, eski ders kitapları, masallar, halk hikâyeleri, çocuk romanları… Kültürel miras dediğimiz şey çoğu zaman sessizce bir kitabın sayfalarında saklı duruyor.


Bugün ise bu hafıza yeni bir döneme giriyor: dijital dönüşüm çağı. Ve bu çağın en çok konuşulan kavramlarından biri ise yapay zekâ.


Açıkçası çoğumuz yapay zekânın teknik detaylarını bilmiyoruz. Algoritmalar nasıl çalışır, sistemler nasıl öğrenir, bu konular uzmanların alanı. Ama şunu hissediyoruz: Bir değişim yaşanıyor. Kitaplarla, kütüphanelerle, hatta çocukların öğrenme biçimiyle ilgili bir dönüşüm söz konusu.


Eskiden bir bilgiye ulaşmak için kütüphaneye gider, kart katalogları karıştırır, raflar arasında dolaşırdık. Şimdi ise dijital arşivler sayesinde pek çok esere birkaç saniyede ulaşabiliyoruz. Türkiye’de de özellikle son yıllarda kütüphanelerin dijitalleşmesi hız kazandı. Nadir eserler taranıyor, eski kitaplar korunuyor, araştırmacılar için erişim kolaylaşıyor. Bu açıdan bakıldığında yapay zekâ ve dijital sistemler, kültürel mirasın korunmasına yardımcı bir araç gibi görünüyor.


Düşünelim: Yıpranma riski taşıyan bir yazma eserin dijital kopyası oluşturuluyorsa bu kötü bir şey midir? Ya da Anadolu’nun bir köyündeki öğrenci, İstanbul’daki büyük bir kütüphanenin arşivine çevrim içi olarak ulaşabiliyorsa bu bir fırsat değil midir? Dijitalleşme, kültürel mirası daha erişilebilir kılma potansiyeline sahip.


Özellikle çocuklar açısından bu dönüşüm çok dikkat çekicidir. Günümüz çocukları ekranlarla büyüyor. Kitapla ilk temasları bile çoğu zaman dijital ortamda gerçekleşiyor. Etkileşimli hikâyeler, sesli kitaplar, öneri sistemleri… Çocuklara “Bunu sevdin, şunu da sevebilirsin” diyen uygulamalar artık hayatın bir parçası. Bu durum, okuma alışkanlığını artırabilir. Çocuğun ilgisini çeken alanlara yönelmesi kolaylaşabilir.


Öte yandan şu soruyu da sormak gerekiyor: Çocukların okuyacağı kitapları artık algoritmalar mı belirleyecek? Eğer sistemler hep en çok okunanı, en popüler olanı öne çıkarıyorsa, daha az bilinen ama kültürel değeri yüksek eserler geri planda kalabilir mi?


Kütüphaneler de bu dönüşümün tam ortasında yer alıyor. Bir zamanlar sessizliğin ve rafların mekânı olan kütüphaneler, artık dijital erişim noktalarına dönüşüyor. Yurt dışında bazı örneklerde ise “mediathéque” adı verilen yeni nesil kütüphaneler dikkat çekiyor. Bu mekânlarda kitapların yanında dijital içerikler, interaktif alanlar ve hatta oyun bölümleri bulunabiliyor. Çocuklar burada hem okuyor hem de dijital oyunlar oynayarak öğreniyor. Bu model, kütüphaneyi yaşayan bir sosyal alan haline getiriyor. Ancak yine aynı soru gündeme geliyor: Oyun ile kitabın dengesi nasıl kurulacak? Eğlence, öğrenmenin önüne geçer mi; yoksa onu destekler mi? Ancak kütüphanenin sadece bir “veri ya da oyun merkezi” haline gelmesi istenmez. Çünkü kütüphane, aynı zamanda bir kültür mekânıdır. Çocukların kitapla fiziksel temas kurduğu, sayfa çevirdiği, sabırla okumayı tercih ettiği bir ortamdır.


Dijital dönüşümde bir başka mesele de eşitsizliktir. Türkiye’nin her bölgesinde dijital imkânlar aynı düzeyde değil. Büyük şehirlerdeki okullar ve kütüphaneler teknolojiye daha kolay erişirken, kırsal bölgelerde imkânlar sınırlı olabilir. Eğer kültürel miras giderek dijital ortama taşınıyorsa, bu mirasa erişim de dijital araçlara bağlı hale gelir. Bu da yeni bir eşitsizlik riski doğurur.


Yine de tüm bu soru işaretlerine rağmen, yapay zekâyı bir araç olarak değerlendirmek iyi bir seçenek gibi görünmektedir. Asıl belirleyici olan, bu araçların nasıl ve hangi değerlerle kullanıldığıdır. Yapay zekâ kültürel yolculukta bir rehber olabilir; ancak kontrol her daim insanın elinde olmalıdır. 


Ve belki de en önemli soru şu olmalıdır: Çocuklarımız teknoloji sayesinde daha çok kitaba mı yaklaşacak, yoksa kitaplardan biraz daha mı uzaklaşacak? Cevap, büyük ölçüde bizim tercihimize bağlı!


bottom of page