top of page

OKUMA KULÜPLERİ ÜZERİNE KİŞİSEL NOTLAR

 Hilal Taşçı                                          T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı   Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü
Hilal Taşçı  T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı   Ankara İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Okula başladıktan sonra öğretmenlerimin teşvikleriyle okuma; hayatımın doğal bir parçası hâline geldi. Yazma alışkanlığım da okumayı öğrendikten sonra bununla birlikte gelişti. Hayatımın hemen her döneminde okuduğum kitapları ve gezdiğim yerleri yazıya dökme ihtiyacı hissettim. Bu alışkanlık hâlâ devam ediyor; artık dijital platformlarda yazıyorum.  

Son yıllarda ise çeşitli nedenlerle eski okuma alışkanlığımı kaybettiğimi söyleyebilirim. Bu durum beni  üzüyor; çünkü okuyamadığım zamanlarda zihinsel ve ruhsal olarak kendimi iyi hissetmiyorum.  Hafızamın zayıfladığını, unutkanlığımın arttığını fark ediyorum. İşte tam da bu noktada, geçmişte  katıldığım okuma kulüplerinin benim için ne kadar önemli bir işlev üstlendiğini daha iyi anlıyorum. 


Daha önce katıldığım birçok okuma kulübü oldu ve bu kulüpler, okuma performansım üzerinde ciddi bir  etki yarattı. Okuma kulüplerinin bireyler üzerindeki etkisine dair yapılan akademik çalışmalara  bakıldığında, bu olumlu etkilerin kişisel deneyimle de örtüştüğü görülüyor. Katıldığım kulüplerde, aynı  kitabı okuyan farklı insanların düşüncelerini ve duygularını dinlemek; hem kitaba hem de yazara dair  bambaşka bakış açıları kazanmamı sağladı. 


Okuma kulüplerinde yalnızca kitap analizi yapılmıyor; yazarın yaşamı, eserin yazıldığı dönem ve kitabın  varsa film ya da tiyatro uyarlamaları da ele alınıyor. Böylece bir eserin farklı türlerde nasıl yeniden  üretildiğini görme ve farklı anlatım biçimlerini değerlendirmeyi öğrenme fırsatı doğuyor. Bu süreç,  okuma deneyimini çok daha derinlikli hâle getiriyor. 

Bunun yanı sıra okuma kulüpleri önemli bir sosyalleşme alanı sunuyor. Farklı yaşam tarzlarına, yaş  gruplarına ve bakış açılarına sahip insanların ortak bir amaç etrafında bir araya gelmesi kolay değil.  Ancak okuma kulüplerinde, belirli kurallar çerçevesinde; saygı, empati ve karşılıklı anlayış temelinde  tartışma ortamları oluşturulabiliyor. Özellikle pandemi sonrası dijitalleşen ve giderek bireyselleşen  dünyada, bu tür yüz yüze buluşmaların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. 


Katıldığım okuma kulüpleri sayesinde blog açmaya da karar verdim. 2021 yılında açtığım blogda, okuduğum kitaplara dair analizler paylaşmaya başladım. Her ne kadar düzenli yazamasam da bu süreç  okuduklarımı daha bilinçli ve nitelikli bir şekilde değerlendirmeme katkı sağladı. Kitap kulüplerinin bana “kaliteli okumayı” öğrettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bir kitabı okuyup kenara bırakmak yerine;  yazarını, bağlamını ve metnin farklı yönlerini öğrenerek, sindire sindire okumayı alışkanlık hâline  getirdim. 


Okuma kulüplerinin bende bir diğer önemli katkısı da geniş yelpazede okuma disiplinini kazandırması  oldu. Bu kulüplerde tek bir türle sınırlı kalınmıyor; roman, hikâye, felsefe, psikoloji, tiyatro, kişisel  gelişim, deneme ve eleştiri gibi pek çok türde okuma yapılabiliyor. Elbette her okuma kulübü bu  çeşitliliği sunmayabiliyor; yalnızca tek bir türe odaklanan kulüpler de var. Ancak ben, okuma pratiğinde  çeşitliliği tercih edenlerdenim. 


Genel olarak bakıldığında, okuma kulüplerinin okurlar üzerindeki katkıları birkaç başlık altında toplanabilir: 


• Okuma alışkanlığının süreklilik kazanmasına katkı sağlar. 

• Okurun metni farklı bakış açılarıyla görmesini ve değerlendirmesine olanak tanır. • Eleştirel ve analitik düşünme becerilerini geliştirir. 

• Aynı eserin farklı okurlarda yarattığı çağrışımları görünür kılar. 

• Okuma disiplinini destekler ve ertelemeyi azaltır. 

• Metinler arası düşünmeyi teşvik eder; kitap–film–tiyatro gibi farklı anlatım biçimlerinin  karşılaştırılmasını sağlar. 

• Sosyalleşme ve kültürel paylaşım ortamı sunar. 


2026 yılına girerken, eski okuma performansıma yeniden ulaşabilmek adına kendime küçük ama  sürdürülebilir bir hedef koydum: Her gün en az on sayfa okumak. Şimdilik kitap uygulamaları aracılığıyla  bu alışkanlığı yeniden disipline etmeye çalışıyorum. Henüz herhangi bir okuma kulübüne dâhil değilim;  ancak okuma performansımı yeterli hissettiğimde yeniden bir okuma kulübüne katılmayı düşünüyorum.


Eğer düzenli bir okuma alışkanlığı edinmekte zorlanıyorsanız ve bunu tek başınıza sürdüremiyorsanız,  dışarıdan bir teşvik almanızı tavsiye ederim. Okuma kulüpleri bu noktada önemli bir destek sunuyor.  Mümkünse çevrim içi kulüplerden ziyade yüz yüze yapılan okuma kulüplerinin daha etkili olduğunu  düşünüyorum. Bulunduğunuz yerdeki halk kütüphanelerine başvurarak bu konuda bilgi alabilirsiniz.  Günümüzde kütüphaneler, zihnimizdeki sessiz ve karanlık mekân algısının ötesine geçerek;  sosyalleşmenin ve kültürel etkileşimin merkezleri hâline gelmiş durumda. Her yaş grubuna yönelik  düzenlenen etkinlikler arasında okuma kulüpleri de önemli bir yer tutuyor. 


 


bottom of page